28 Aralık 2014 Pazar
24 Aralık 2014 Çarşamba
Darısı Başıma
Bugün çok güzel bir haber aldım: Çok sevdiğim güzel bir insan İstanbul'dan pılını pırtını toplayıp eşi ve çocuğuyla birlikte Bodrum'a yerleşmeye karar vermiş. Kendim için bir süreliğine daha kurumsal çatıma sığınmam gerektiğini düşünerek üzüldüm ancak onun ve tatlı çocuğunun adına çok ama çok sevindim. Doğma büyüme İstanbul'da olmak benim için övünülecek bir şey olmadı hiçbir zaman. Keşke annemin ve babamın da öyle bir imkanı olsaydı da beni Bodrum gibi bir yerde büyütebilselerdi. Ya da herhangi bir köy de olurdu, bana hava hoş nasılsa.
Bu haberi aldıktan sonra evlere, eşyalara, arabalara ve daha saçma sapan bir sürü şeye anlam yükleyip onlara bağlanma huyumun İstanbul için geçerli olmadığını şaşırarak fark ettim bir an. Kendimi onun yerine koydum. İstanbul'da sayılı günlerim kalsaydı ne yapardım diye düşündüm. Elbette ki özlerim, arkadaşlarımdan, ailemden dolayı. Ama sanırım heyecan daha ağır basardı. Yeni bir şehirde yeni bir hayat. Yeni ev. Yeni arkadaşlar. Öğrenecek yeni şeyler. Bol zaman. Oha lan çoheycanlı!
Bir kere buna çok yaklaşmıştım. Önümüzdeki yaz temelli İzmir'e taşınabilirdim belki ama olmadı. O zaman da aynı şeyi hissetmiştim. Başta bir endişelendim, akabinde heyecanlandım, heveslendim. Olmayınca oldukça üzüldüm hatta. Gerçi bu hala manyak gibi İzmir'i sayıklamama engel değil, o ayrı. Deli gibi istiyorum. İzmir olur, Muğla olur, Urla olsa güzel olur. Maşukiye bile olur. İstanbuldan bıkıp usanmış biri olarak herhangi bir yerin buradan daha güzel olma ihtimali varmış gibi geliyor, bu da acaip bir yanılsama bence. Yozgat'a bile sempatiyle yaklaşıyorsun. Hiçbir şeyden bu kadar bıkmamak lazım, en azından makul olmak lazım ki yağmurdan kaçarken dolunun götümüze kaçması durumunda kalmayalım. Zaten gaza gelmeye çok müsaidim. Yoğurdum var diyene hıyarla koşuyorum.
Bir de bu tarz radikal kararlar ancak radikal değişikliklerin ardından geliyor. 2015'te yapmak istediğim şeyler arasında hayatıma dair radikal bir karar vermek maddesini de eklemiştim ancak o karar bu mu olur, biraz zor gibi geliyor. Yine de seneler sonrası için bile olsa böyle bir değişimi tetikleyecekmiş gibi bir his var içimde.
İnsan arayıştan vazgeçmediyse mutlaka güzellikler onu buluyor, bunu görüyorum. İstemek ve aramanın getirdiği mutsuzlukla başa çıkabilmek gerek. Alternatiflerin varlığına ve uygulanabilirliğine inanmak gerek. En öncemlisi kendine güvenmek gerek. Kararlı ve azimli olmak gerek. Zorluklarla başaçıkabilecek gücü kazanmak gerek çünkü toz pembe olmasını beklemek fazla hayalci bir yaklaşım olur. Bütün bunları bir araya getirdin mi gerisi geliyor zaten. Bense bunları biliyorum ancak yeterince hazır değilim. Daha doğrusu değiliz, ben ve adamım. Bekliyoruz otobüs bekler gibi. Trafik çokmuş, kaza mı ne olmuş Maslak'ta.
Bu yüzden şimdilik "darısı başıma" diyor ve (b)ekliyorum:
Bu haberi aldıktan sonra evlere, eşyalara, arabalara ve daha saçma sapan bir sürü şeye anlam yükleyip onlara bağlanma huyumun İstanbul için geçerli olmadığını şaşırarak fark ettim bir an. Kendimi onun yerine koydum. İstanbul'da sayılı günlerim kalsaydı ne yapardım diye düşündüm. Elbette ki özlerim, arkadaşlarımdan, ailemden dolayı. Ama sanırım heyecan daha ağır basardı. Yeni bir şehirde yeni bir hayat. Yeni ev. Yeni arkadaşlar. Öğrenecek yeni şeyler. Bol zaman. Oha lan çoheycanlı!
Bir kere buna çok yaklaşmıştım. Önümüzdeki yaz temelli İzmir'e taşınabilirdim belki ama olmadı. O zaman da aynı şeyi hissetmiştim. Başta bir endişelendim, akabinde heyecanlandım, heveslendim. Olmayınca oldukça üzüldüm hatta. Gerçi bu hala manyak gibi İzmir'i sayıklamama engel değil, o ayrı. Deli gibi istiyorum. İzmir olur, Muğla olur, Urla olsa güzel olur. Maşukiye bile olur. İstanbuldan bıkıp usanmış biri olarak herhangi bir yerin buradan daha güzel olma ihtimali varmış gibi geliyor, bu da acaip bir yanılsama bence. Yozgat'a bile sempatiyle yaklaşıyorsun. Hiçbir şeyden bu kadar bıkmamak lazım, en azından makul olmak lazım ki yağmurdan kaçarken dolunun götümüze kaçması durumunda kalmayalım. Zaten gaza gelmeye çok müsaidim. Yoğurdum var diyene hıyarla koşuyorum.
Bir de bu tarz radikal kararlar ancak radikal değişikliklerin ardından geliyor. 2015'te yapmak istediğim şeyler arasında hayatıma dair radikal bir karar vermek maddesini de eklemiştim ancak o karar bu mu olur, biraz zor gibi geliyor. Yine de seneler sonrası için bile olsa böyle bir değişimi tetikleyecekmiş gibi bir his var içimde.
İnsan arayıştan vazgeçmediyse mutlaka güzellikler onu buluyor, bunu görüyorum. İstemek ve aramanın getirdiği mutsuzlukla başa çıkabilmek gerek. Alternatiflerin varlığına ve uygulanabilirliğine inanmak gerek. En öncemlisi kendine güvenmek gerek. Kararlı ve azimli olmak gerek. Zorluklarla başaçıkabilecek gücü kazanmak gerek çünkü toz pembe olmasını beklemek fazla hayalci bir yaklaşım olur. Bütün bunları bir araya getirdin mi gerisi geliyor zaten. Bense bunları biliyorum ancak yeterince hazır değilim. Daha doğrusu değiliz, ben ve adamım. Bekliyoruz otobüs bekler gibi. Trafik çokmuş, kaza mı ne olmuş Maslak'ta.
Bu yüzden şimdilik "darısı başıma" diyor ve (b)ekliyorum:
Etiketler:
beklemek,
bodrum'a yerleşmek,
darısı başıma,
değişiklik,
değişim,
delisin,
istanbul,
istanbul'da yaşamak,
istediğin hayat,
keramet,
kurumsal,
şemsiye,
taşınmak,
yeni hayat,
zaman
16 Aralık 2014 Salı
2 0 1 5 Kafası
Daha önce hiç yapmadığım bir şey yapıp önümüzdeki sene içinde yapmayı hedeflediğim şeylerin listesini oluşturmaya karar verdim. Öyle "Ekim geldi hoşgeldi, ama eli boş geldi" tarzı aylara göndermeler yapan, her seneden bir şeyler bekleyen, "throwback thursday" ya da "thanks god its friday" insanı değilim. Nitekim ne oluyorsa oluyor. Bunun olmasının nedeni senin perşembe günleri çocukluk fotoğrafını instagrama koyuyor olman falan değil. Olmayan şeyler için de zaten insan sürekli kendinden başka her türlü olguyu suçlamaya meyilli. Yok Kasımmış seni sevgilinden ayıran, yok Mayıs'mış aşık eden, Haziranmış işinden kovdurtan bunların hepsi hurafe. 2000 senesine de mucize yılı dedilerdi. Yıl oldu 2014? Lan ben neyse bişey demiyorum...
Konuya dönecek olursak ben bu listeyi oluşturarak bütün bunlardan ziyade, kendime hedef koymak istedim. Çünkü kurumsal yaşama girdiğim günden bu yana -ki 5 seneyi geçti- sanki hiçbir şey yapmamışım gibi hissediyorum. Burada hiçbir şeyden kastım gerçekten HİÇBİR ŞEY. Yaşamamak gibi mesela. Nedeni ise her allahın günü aynı şeyleri tekrar tekrar yapıyor olmam. Bir excel dosyasına bile tek kelimeyi tekrar tekrar yazıp kaydettiğinizde, aynı karakter sayısı kadar yazdığınız farklı kelimelerle dolu dosyadan daha az hafızası oluyor. (Yazar burada ileri excel bildiğini saçma bir örnekle gözümüze sokuyor.) Aynı şekilde beyin de bir süre sonra hiçbirini hatırlamamaya başlıyor çünkü yaşamımda enteresan ya da hatırlamama değecek bir şey olmamış. Bir bakıyorsun öküz gibi bir 5 sene geçmiş ve o 5 seneye dair aklında kalan kocaman bir uzay boşluğu.
İşte ben de sonrasında hatırlayamadığım senelerle karşılaşmak istemiyorum. Bu yüzden listeye geçmişte yaptıklarımın yanısıra özellikle uzun zamandır yapmak istediğim ama kâh üşenmekten, kâh zamansızlıktan ya da imkansızlıktan yapamadığım şeyleri de ekledim. Çünkü ilkler kendimi tanımama yardımcı olacak. Kapasitemin tam farkında değilim şu anda. Bazı konularda ne yapabilirim, ne yapamam, hangi aşamada zorlanırım, zorlanır mıyım, nasıl tepki veririm bilmiyorum ve bu beni rahatsız ediyor.
Eklenenler olabilir belki ama şu anki hali bu şekilde:
Bu yıllık hedef olayı sonunda bana nasıl yansıyacak çok merak ediyorum. Gerçekten düşündüğüm gibi, hayatımda hatırlamaya değer şeylerin olmasına vesile olacak mı yoksa boşa mı gidecek göreceğiz. Hiç yoktan sevdiğim insanlarla hoş vakit geçirmemi sağlar diye düşünüyorum, çok tatlı yol arkadaşım/arkadaşlarım olacak çünkü. Gerçekleştirdiğim ve yazmaya değer olanları yine burada paylaşıyor olurum zaten. İlk defa kafam dolu dolu bir seneye gireceğim. Hadi şimdiden hepimize hayırlı uğurlu olsun :)
Konuya dönecek olursak ben bu listeyi oluşturarak bütün bunlardan ziyade, kendime hedef koymak istedim. Çünkü kurumsal yaşama girdiğim günden bu yana -ki 5 seneyi geçti- sanki hiçbir şey yapmamışım gibi hissediyorum. Burada hiçbir şeyden kastım gerçekten HİÇBİR ŞEY. Yaşamamak gibi mesela. Nedeni ise her allahın günü aynı şeyleri tekrar tekrar yapıyor olmam. Bir excel dosyasına bile tek kelimeyi tekrar tekrar yazıp kaydettiğinizde, aynı karakter sayısı kadar yazdığınız farklı kelimelerle dolu dosyadan daha az hafızası oluyor. (Yazar burada ileri excel bildiğini saçma bir örnekle gözümüze sokuyor.) Aynı şekilde beyin de bir süre sonra hiçbirini hatırlamamaya başlıyor çünkü yaşamımda enteresan ya da hatırlamama değecek bir şey olmamış. Bir bakıyorsun öküz gibi bir 5 sene geçmiş ve o 5 seneye dair aklında kalan kocaman bir uzay boşluğu.
İşte ben de sonrasında hatırlayamadığım senelerle karşılaşmak istemiyorum. Bu yüzden listeye geçmişte yaptıklarımın yanısıra özellikle uzun zamandır yapmak istediğim ama kâh üşenmekten, kâh zamansızlıktan ya da imkansızlıktan yapamadığım şeyleri de ekledim. Çünkü ilkler kendimi tanımama yardımcı olacak. Kapasitemin tam farkında değilim şu anda. Bazı konularda ne yapabilirim, ne yapamam, hangi aşamada zorlanırım, zorlanır mıyım, nasıl tepki veririm bilmiyorum ve bu beni rahatsız ediyor.
Eklenenler olabilir belki ama şu anki hali bu şekilde:
- Yogaya devam et
- Kendini az-çok ifade edebilecek kadar Japonca öğren, biraz daha üzerine eğil, üşenme
- İnadı bırak ve ehliyet al
- Artık yurtdışına çık
- Mesela Christiania'ya git. (kesin git)
- Bir kere daha Kabak Koyu'na git
- Urla'yı ziyaret et
- Tohumdan bir bitki ek ve büyüt
- Türkiye'de daha önce hiç gitmediğin en az üç şehre git
- Bir köyü ziyaret et
- Bir çocuğu sevindir (aran iyi olmasa da)
- Bir festivale katıl
- Mızıkada love me do dışında şeyler de çalabilecek duruma gel
- El emeği gerektiren bir şey yap, dik, ör, boya, oluştur, yarat
- Trenle seyahat et
- Uzun zamandır görüşmediğin bir arkadaşınla görüş
- Gönüllü olarak bir işte çalış
- Normalde yemeyi düşünmediğin ve korktuğun/iğrendiğin bir şey ye
- Kardeşine zaman ayır
- Hayatına dair radikal bir karar ver
Bu yıllık hedef olayı sonunda bana nasıl yansıyacak çok merak ediyorum. Gerçekten düşündüğüm gibi, hayatımda hatırlamaya değer şeylerin olmasına vesile olacak mı yoksa boşa mı gidecek göreceğiz. Hiç yoktan sevdiğim insanlarla hoş vakit geçirmemi sağlar diye düşünüyorum, çok tatlı yol arkadaşım/arkadaşlarım olacak çünkü. Gerçekleştirdiğim ve yazmaya değer olanları yine burada paylaşıyor olurum zaten. İlk defa kafam dolu dolu bir seneye gireceğim. Hadi şimdiden hepimize hayırlı uğurlu olsun :)
Etiketler:
2015,
dilek,
ilkler,
liste,
madde,
mutlu yıllar,
new year solutions,
plan,
program,
to do list,
wishlist,
yapılacaklar,
yeni yıl,
yeni yıl hedefleri,
yılbaşı
25 Kasım 2014 Salı
Şifa Niyetine
Geçen gün küçük, kahverengi, oldukça eski bir kitap dikkatimi çekti. Gerçekten çok değişik(baya değişik) tavsiyeleri olan, şifacılık üzerine bir kitap. Oldukça dikkatimi çekti
Bir tedavi şekli olarak; Öküz
Testere veya kurtların ağacı yiyerek oluşturduğu tozlar su ile kaynatılıp içine bal ilave edilerek şerbet yapılır ve biraz da sirke ilave edilirse kadınların sütlerini çoğaltır.
Guburuk?
Tuğla yağı
Hiç su değmemiş bir tuğla dövülüp elde edilen tozu ateşin üstünde zeytinyağı ile kavrulur. Sonra üstüne sıcak su dökülüp karıştırılır. Suyun üstüne yükselen yağ temiz bir kaşıkla alınarak saklanır ve romatizma ağrılarında sürülürse iyi gelir. (en azından uygulanabilir)
Tavus Kuşu
Ödü içilirse dizanteriyi izole eder, karın ağrısını alır. (o son ödü içmeyecektin!)
Papağan
Kalbi ve dili alınarak ezilir, bal ile macun haline getirilir ve sabi çocuğun ağzına ve diline sürülürse yürümeden evvel konuşur. ( cicikuş, babacık, öpcük öpcük falan diyor çocuk herhalde)
Şişmanlayamayanlar ekran başına
40 gün aç karnına incirle anason yenirse kör barsaktaki kurtları temizler. bunu yediği müddetçe detçe gaitadan o kadar fena kokular çıkar ki kendisi bile tahammül edemez, karnındaki taaffün etmiş maddeleri dışarıya atar. 40 gün sonra şişmanlar, kapı gibi olur.
Arkadaşım eş arkadaşım şek
Bu da Canan Karatay için
Buğday unundan yapılan ekmek insanın sıhhatini muhafaza eder, kuvvetlendirir, vücudu şişmanlatır, kan yapar.
Bu arada tabii ki kitapta daha makul şeyler de var. Hepsi böyle korkunçlu ve cadılık temelli değil. Mesela hangi hastalığa hangi bitkilerin iyi geldiğine, çeşitli tohumların ve bitkilerin yağlarının yapımına hatta mürekkep yapımına kadar yazıyor.
Garip gelse ve hatta zaman zaman dalga geçsem de inanıyorum lan ben bunlara. Böyle insanlar varmış eskiden ve kimseye söylemezlermiş sırlarını. Sonra bütün bildikleriyle birlikte ölüp gitmiş hepsi. Bu kitabı bastıran kişiyi bu noktada çok takdir ettim. Paylaşımcı bir arkadaşımızmış.
Yine de bunları denemeye cesaretiniz varsa sonucunu bildirirsiniz, merak ederim ben.
Bir tedavi şekli olarak; Öküz
- İç yağı eritilerek içilirse öksürüğü, böbrek zafiyetini,yemek borusu ve mide iltihabını, idrarın yanarak çıkmasını önler.
- Sara ve ümmü sıbyan (?) hastalıklarına karşı sol boynuzundan yüzük yapılıp sol ele takılırsa faydalı olur.
- İltihaplı yara ve çıbanlar üstüne koyursa şişmeyi önler.
- Bir derinin içine konup boyna takılırsa sıtmayı iyileştirir.
Testere veya kurtların ağacı yiyerek oluşturduğu tozlar su ile kaynatılıp içine bal ilave edilerek şerbet yapılır ve biraz da sirke ilave edilirse kadınların sütlerini çoğaltır.
Guburuk?
- Güvercin bacağının kemikleri yakılıp elde edilen külleri bal ve sığırın iç yağı ile fitil yapılır ve bekaret mahalline konursa bekareti iade eder. (bak bu hakkaten çok denenesi değil mi?)
- Susam yağı ile pişirilerek yenirse böbrek ve mesanedeki kumları döker.
- Fil dişi toz yapılıp at sütüyle birlikte karıştırıldıktan sonra fitil halinde rahme konursa kısırlığı çözer. (at manidar olmuş biraz)
- Baş ağrısına karşı dizinin aşık kemiği ezilerek sirke ile içilirse baş ağrısını iyi eder. (migrenlilerin dikkatine)
Tuğla yağı
Hiç su değmemiş bir tuğla dövülüp elde edilen tozu ateşin üstünde zeytinyağı ile kavrulur. Sonra üstüne sıcak su dökülüp karıştırılır. Suyun üstüne yükselen yağ temiz bir kaşıkla alınarak saklanır ve romatizma ağrılarında sürülürse iyi gelir. (en azından uygulanabilir)
Tavus Kuşu
Ödü içilirse dizanteriyi izole eder, karın ağrısını alır. (o son ödü içmeyecektin!)
Papağan
Kalbi ve dili alınarak ezilir, bal ile macun haline getirilir ve sabi çocuğun ağzına ve diline sürülürse yürümeden evvel konuşur. ( cicikuş, babacık, öpcük öpcük falan diyor çocuk herhalde)
Şişmanlayamayanlar ekran başına
40 gün aç karnına incirle anason yenirse kör barsaktaki kurtları temizler. bunu yediği müddetçe detçe gaitadan o kadar fena kokular çıkar ki kendisi bile tahammül edemez, karnındaki taaffün etmiş maddeleri dışarıya atar. 40 gün sonra şişmanlar, kapı gibi olur.
Arkadaşım eş arkadaşım şek
- İbni Sina diyor ki "Eşeğin karaciğeri ızgara yapılıp yenirse veya tırnakları yakılıp elde edilen külleri her gün içilirse sara hastalığına iyi gelir."
- Davud-u Antaki der ki: "Sara hastalığından muzdarip olanlar yabani eşeğin sağ ayağının tırnağından yüzük yaparak sol elinin küçük parmağına takar ve eşeğin kaşından birkaç tüy alarak başına veya pazusuna bağlarsa o illetten kurtulur. O kimsenin evine cin dahi giremez. Bu hususiyeti bir cinni adem oğullarından birine öğretmiştir." (sen de bir tıkırtı duydun mu?)
Bu da Canan Karatay için
Buğday unundan yapılan ekmek insanın sıhhatini muhafaza eder, kuvvetlendirir, vücudu şişmanlatır, kan yapar.
Bu arada tabii ki kitapta daha makul şeyler de var. Hepsi böyle korkunçlu ve cadılık temelli değil. Mesela hangi hastalığa hangi bitkilerin iyi geldiğine, çeşitli tohumların ve bitkilerin yağlarının yapımına hatta mürekkep yapımına kadar yazıyor.
Garip gelse ve hatta zaman zaman dalga geçsem de inanıyorum lan ben bunlara. Böyle insanlar varmış eskiden ve kimseye söylemezlermiş sırlarını. Sonra bütün bildikleriyle birlikte ölüp gitmiş hepsi. Bu kitabı bastıran kişiyi bu noktada çok takdir ettim. Paylaşımcı bir arkadaşımızmış.
Yine de bunları denemeye cesaretiniz varsa sonucunu bildirirsiniz, merak ederim ben.
Etiketler:
alternatif tıp,
canan karatay,
deva,
ekmek,
emraz,
eşek,
güvercin,
hastalık,
ilaç,
kitap,
öküz,
örümcek ağı,
papağan dili,
sara,
sihir,
şifacı,
şifalı bitkiler,
tedavi,
tuğla yağı,
yağlar
24 Kasım 2014 Pazartesi
Buy Nothing Day / Satın Almama Günü
Alışveriş yapmadan bir gün geçirebileceğinizi hiç düşündünüz
mü?
Bu soru Kanada’lı bir grafik sanatçısı olan Ted Dave’e ait.
Kendisi 1992 yılında bir reklam şirketinde çalışıyormuş ve doğal olarak işi,
reklamlar aracılığıyla insanların bir şeyler satın almasını ve tüketmesini
sağlamakmış. İşinden oldukça memnunmuş ancak zamanla yaptığı iş ona
rahatsızlık vermeye başlamış. İnsanların ihtiyaçlarının
başkaları tarafından belirlendiği, herkesin birileri tarafından
yönlendirildiği farkındalığını kazanmış ve alışveriş dediğimiz şeyin bağımlılığa
dönüşmesinden huzursuz olmuş. Bu nedenle bu gidişatı geri çevirmek için bir
adım atmak istemiş.
Bunun için de hedefi her Kasım ayının son Perşembe günü ABD
ve Kanada’da kutlanan şükran gününün, çılgınca alışveriş yapılan ertesi günü
(kara cuma) olarak belirlemiş ve bir kampanya başlatmış: No Shop Day
Bu gün için el ilanları, afiş ve posterlerle insanlara
alışveriş yapmamaları için çağrı yapmış. İnsanlardan istediği şey sadece 24
saat boyunca alışveriş yapmamalarıymış. Aslında tabii ki amacı bu eylemin bir gün
ile sınırlandırılması değilmiş. Aynı zamanda medyaya ve tüketim kültürüne bir
tepki koymak ve alışveriş bağımlısı insanların potansiyellerinin farkında
olmalarını sağlamakla birlikte, satıcıdaki gücün alıcıya geçmesini sağlamakmış.
SAG kampanyalarını dünzenleyen gönüllüler, insanlarla bu gün
dışındaki günlerde yapabilecekleriyle ilgili aşağıdaki önerilerde bulunuyor:
- Daha önceki dönemde hemen hemen her gün aldığınız şeylerin bir listesini oluşturun ve tüm aile bireyleriyle bir araya geldiğinizde bunlara gerçekten ihtiyacınız olup olmadığını tartışın.
- Bu şeyler için yaptığınız harcamaları tespit etmeye çalışın ve bunları almak için ne kadar çalışmanız gerektiğini değerlendirin.
- Bulunduğunuz şehirde bir müze varsa ziyaret edin. Zamanınız varsa bir köyü ziyaret edin. Bunları yapamıyorsanız da geçmiş toplumları veya kırsal kesimde yaşayan insanları konu eden bir kitap okuyun. Bu insanların ihtiyaçlarıyla sizin ihtiyaç olarak nitelendirdiğiniz şeyleri karşılaştırın.
- Çocuklarınızla birlikte tüketim alışkanlığının zararlarını konuşun.
Ben o gün için İstanbul’da özel bir
etkinlik düzenlenip düzenlenmediğini araştırdım ancak bir şey bulamadım. Günü
konusunda da çeşitli kafa karışıklıkları var zaten, her ülkede aynı tarihte
kutlanmıyor. Hoş, zaten özel bir gün olması gerekmiyor. Kendinize ait bir satın
almama günü de belirleyebilirsiniz. Gerçekten kendi adıma, özel günler arasında
en anlamlı bulduğum gün olabilir ve farkında olmadan çoğu zaman bu günü deneyimlemişim aslında. Zaten kredi kartı da kullanmıyorum. Şimdi de aynı şeyi yapmaya devam etme motivasyonunu kazandım.
Ee bilgisi benden, uygulaması sizden.
Nasılsa denemesi gerçekten bedava :)
Kaydol:
Kayıtlar (Atom)





