25 Kasım 2014 Salı

Şifa Niyetine

Geçen gün küçük, kahverengi, oldukça eski bir kitap dikkatimi çekti. Gerçekten çok değişik(baya değişik) tavsiyeleri olan, şifacılık üzerine bir kitap. Oldukça dikkatimi çekti
 Bir tedavi şekli olarak; Öküz
  • İç yağı eritilerek içilirse öksürüğü, böbrek zafiyetini,yemek borusu ve mide iltihabını, idrarın yanarak çıkmasını önler.
  • Sara ve ümmü sıbyan (?) hastalıklarına karşı sol boynuzundan yüzük yapılıp sol ele takılırsa faydalı olur.
 Örümcek ağı:
  • İltihaplı yara ve çıbanlar üstüne koyursa şişmeyi önler.
  • Bir derinin içine konup boyna takılırsa sıtmayı iyileştirir.
Ateş, su, toprak, TAHTA
Testere veya kurtların ağacı yiyerek oluşturduğu tozlar su ile kaynatılıp içine bal ilave edilerek şerbet yapılır ve biraz da sirke ilave edilirse kadınların sütlerini çoğaltır.

Guburuk?
  • Güvercin bacağının kemikleri yakılıp elde edilen külleri bal ve sığırın iç yağı ile fitil yapılır ve bekaret mahalline konursa bekareti iade eder. (bak bu hakkaten çok denenesi değil mi?)
  • Susam yağı ile pişirilerek yenirse böbrek ve mesanedeki kumları döker.
AT
  • Fil dişi toz yapılıp at sütüyle birlikte karıştırıldıktan sonra fitil halinde rahme konursa kısırlığı çözer. (at manidar olmuş biraz)
  • Baş ağrısına karşı dizinin aşık kemiği ezilerek sirke ile içilirse baş ağrısını iyi eder. (migrenlilerin dikkatine)

Tuğla yağı
Hiç su değmemiş bir tuğla dövülüp elde edilen tozu ateşin üstünde zeytinyağı ile kavrulur. Sonra üstüne sıcak su dökülüp karıştırılır. Suyun üstüne yükselen yağ temiz bir kaşıkla alınarak saklanır ve romatizma ağrılarında sürülürse iyi gelir. (en azından uygulanabilir)

Tavus Kuşu
Ödü içilirse dizanteriyi izole eder, karın ağrısını alır. (o son ödü içmeyecektin!)

Papağan
Kalbi ve dili alınarak ezilir, bal ile macun haline getirilir ve sabi çocuğun ağzına ve diline sürülürse yürümeden evvel konuşur. ( cicikuş, babacık, öpcük öpcük falan diyor çocuk herhalde)

Şişmanlayamayanlar ekran başına
40 gün aç karnına incirle anason yenirse kör barsaktaki kurtları temizler. bunu yediği müddetçe detçe gaitadan o kadar fena kokular çıkar ki kendisi bile tahammül edemez, karnındaki taaffün etmiş maddeleri dışarıya atar. 40 gün sonra şişmanlar, kapı gibi olur.

Arkadaşım eş arkadaşım şek
  • İbni Sina diyor ki "Eşeğin karaciğeri ızgara yapılıp yenirse veya tırnakları yakılıp elde edilen külleri her gün içilirse sara hastalığına iyi gelir."
  • Davud-u Antaki der ki: "Sara hastalığından muzdarip olanlar yabani eşeğin sağ ayağının tırnağından yüzük yaparak sol elinin küçük parmağına takar ve eşeğin kaşından birkaç tüy alarak başına veya pazusuna bağlarsa o illetten kurtulur. O kimsenin evine cin dahi giremez. Bu hususiyeti bir cinni adem oğullarından birine öğretmiştir." (sen de bir tıkırtı duydun mu?)

Bu da Canan Karatay için
Buğday unundan yapılan ekmek insanın sıhhatini muhafaza eder, kuvvetlendirir, vücudu şişmanlatır, kan yapar.

Bu arada tabii ki kitapta daha makul şeyler de var. Hepsi böyle korkunçlu ve cadılık temelli değil. Mesela hangi hastalığa hangi bitkilerin iyi geldiğine, çeşitli tohumların ve bitkilerin yağlarının yapımına hatta mürekkep yapımına kadar yazıyor.

Garip gelse ve hatta zaman zaman dalga geçsem de inanıyorum lan ben bunlara. Böyle insanlar varmış eskiden ve kimseye söylemezlermiş sırlarını. Sonra bütün bildikleriyle birlikte ölüp gitmiş hepsi. Bu kitabı bastıran kişiyi bu noktada çok takdir ettim. Paylaşımcı bir arkadaşımızmış.

Yine de bunları denemeye cesaretiniz varsa sonucunu bildirirsiniz, merak ederim ben.

24 Kasım 2014 Pazartesi

Buy Nothing Day / Satın Almama Günü



Alışveriş yapmadan bir gün geçirebileceğinizi hiç düşündünüz mü?



Bu soru Kanada’lı bir grafik sanatçısı olan Ted Dave’e ait. Kendisi 1992 yılında bir reklam şirketinde çalışıyormuş ve doğal olarak işi, reklamlar aracılığıyla insanların bir şeyler satın almasını ve tüketmesini sağlamakmış. İşinden oldukça memnunmuş ancak zamanla yaptığı iş ona rahatsızlık vermeye başlamış. İnsanların ihtiyaçlarının başkaları tarafından belirlendiği, herkesin birileri tarafından yönlendirildiği farkındalığını kazanmış ve alışveriş dediğimiz şeyin bağımlılığa dönüşmesinden huzursuz olmuş. Bu nedenle bu gidişatı geri çevirmek için bir adım atmak istemiş.



Bunun için de hedefi her Kasım ayının son Perşembe günü ABD ve Kanada’da kutlanan şükran gününün, çılgınca alışveriş yapılan ertesi günü (kara cuma) olarak belirlemiş ve bir kampanya başlatmış: No Shop Day



Bu gün için el ilanları, afiş ve posterlerle insanlara alışveriş yapmamaları için çağrı yapmış. İnsanlardan istediği şey sadece 24 saat boyunca alışveriş yapmamalarıymış. Aslında tabii ki amacı bu eylemin bir gün ile sınırlandırılması değilmiş. Aynı zamanda medyaya ve tüketim kültürüne bir tepki koymak ve alışveriş bağımlısı insanların potansiyellerinin farkında olmalarını sağlamakla birlikte, satıcıdaki gücün alıcıya geçmesini sağlamakmış.



Bu hareket Kanada’da oldukça ilgi görmüş hatta birçok vakıf tarafından destek görerek adı Buy Nothing Day (Satın Almama Günü) olarak değiştirilmiş. 2001 yılında ise tam 55 ülkede bu gün kutlanmış ve ülkelere göre konserler, alışveriş merkezlerinin önünde kredi kartlarının kesilmesi, el ilanlarının dağıtılması, kostümlü insanların alışveriş yapmaya gelenleri vazgeçirmeye çalışması veya alışveriş merkezlerinde alışveriş yapılmayan alanların oluşturulması gibi  kırıcı, incitici ögeler içermeyen eylemler de yapılmış.



SAG kampanyalarını dünzenleyen gönüllüler, insanlarla bu gün dışındaki günlerde yapabilecekleriyle ilgili aşağıdaki önerilerde bulunuyor:

  • Daha önceki dönemde hemen hemen her gün aldığınız şeylerin bir listesini oluşturun ve tüm aile bireyleriyle bir araya geldiğinizde bunlara gerçekten ihtiyacınız olup olmadığını tartışın.
  • Bu şeyler için yaptığınız harcamaları tespit etmeye çalışın ve bunları almak için ne kadar çalışmanız gerektiğini değerlendirin.
  • Bulunduğunuz şehirde bir müze varsa ziyaret edin. Zamanınız varsa bir köyü ziyaret edin. Bunları yapamıyorsanız da geçmiş toplumları veya kırsal kesimde yaşayan insanları konu eden bir kitap okuyun. Bu insanların ihtiyaçlarıyla sizin ihtiyaç olarak nitelendirdiğiniz şeyleri karşılaştırın.
  • Çocuklarınızla birlikte tüketim alışkanlığının zararlarını konuşun.

Yukarıdaki maddelere benim ekleyeceğim bir diğer şey ise ihtiyaçlarınızı kendiniz yapmanız. Bu konuda gerçekten o kadar çok yaratıcı ve kolay fikirler var ki, hayat kurtarıcı olabiliyor çoğu zaman. İster kendiniz yeni bir şey oluşturun, ister “do it yourself” başlığı altında başka insanların yaratıcılıklarından faydalanın. Size kalmış.



Ben o gün için İstanbul’da özel bir etkinlik düzenlenip düzenlenmediğini araştırdım ancak bir şey bulamadım. Günü konusunda da çeşitli kafa karışıklıkları var zaten, her ülkede aynı tarihte kutlanmıyor. Hoş, zaten özel bir gün olması gerekmiyor. Kendinize ait bir satın almama günü de belirleyebilirsiniz. Gerçekten kendi adıma, özel günler arasında en anlamlı bulduğum gün olabilir ve farkında olmadan çoğu zaman bu günü deneyimlemişim aslında. Zaten kredi kartı da kullanmıyorum. Şimdi de aynı şeyi yapmaya devam etme motivasyonunu kazandım.


Ee bilgisi benden, uygulaması sizden.

Nasılsa denemesi gerçekten bedava :)

28 Ekim 2014 Salı

Göçmen

Sizde The Genographic Project'ten bahsetmek istedim bugun. Bu, National Geographic ve IBM'in birlikte yürüttüğü bir proje ve senin-benim gibi insanların, atalarının göç yollarına dair hem sizin hem de bu analizi yaptıran diğer insanların DNA'larına dayalı tahminler yaparak bir fikir edinmelerini sağlıyor - ki burada bin yıllar öncesinden bahsediyoruz.

Aslında bunu yaparken bir nevi gönüllü oluyorsunuz çünkü projenin asıl amacı dünyadaki göçlere bağlı gen analizini çıkarmak. Tabii testi yaptıran kişi de kendisi ve ataları hakkında da bilgi sahibi olmuş oluyor.

Uygulama kısmı da çok kolay. Öcelikle sitesinden $199.95 kadar bir ücret ödeyip kit satın alıyorsunuz. Sonra o kit size ulaştığında yanağınızın iç tarafından örnek alıp geri gönderiyorsunuz. Gönderdiğiniz bu örnek laboratuarda ve bilgisayar yardımıyla analiz ediliyor ve sonuçlar size gönderiliyor. 

Bundan birkaç ay önce baktığımda kit $99 kadardı. O zamanlarda yapılan testler kromozom ayrımı yapıyormuş ve bende Y kromozomu olmadığından babamın atalarını görebilmek için erkek kardeşime ayrıca kit almamız, ona da test yaptırmamız gerekecekti ama şimdiki halinde böyle bir şey yapmaya gerek kalmıyor. Kitin fiyatının artması da bu sebeptenmiş.

Burada DNA analizini yaptıran bir kişinin gelen sonuçlarına göre yazdığı bir yazı var. Eğlenceli görünüyor. Yakın zamanda ben de yaptırmayı düşünüyorum. Başarabilirsem sonuçları burada paylaşacağım.

Denemekte fayda var. Belki de aslında selanik göçmeni değilsinizdir :P

25 Ekim 2014 Cumartesi

Japon Felsefesi

Hayatımda çok bir değişiklik olmadıysa da çevremdeki insanların geçirdiği değişikliklerin beni etkilemeye yettiği bir ay geçirdim. Çok garip bir ölüm haberi, doğum gününden çok uzak bir doğum günü, profesyonel anlamda ciddi bir karar verme aşaması, ışid mevzuusundan doğan bol "bu ülkeden gitmek lazım" içerikli klişe muhabbetler, bir adamın intihar videosunun altında yatanları idrak etmeye çalışmak, bir ev değiştirme kararı ve dişlerimi sıkmaktan kaynaklı bol baş ağrısı içeren, yine de buna rağmen bol mesaili  kurumsal günlerdi. Her şeyi algılamaya çalışırken hiçbir şey algılayamaz oldum. Sanırım algım tıkandı. Düşündüm mala bağladım, mala bağladıkça düşündüm.

Sonra bir gün bir yazı gördüm: "Bütün gün yemeden içmeden bütün gece uyumadan düşündüm fakat bundan elime bir şey geçmediğini gördüm. Keşke o zamanı öğrenmeye harcasaydım." İçimden "he valla aynen lan" diyerek onayladığım bu cümlenin sahibi Konfüçyüs. Madem dedim, bu kadar ortak noktamız var, bir çay içelim. Sonra da uzakdoğu felsefesine uzanırım, hem belki algımda porçöz etkisi yapar. Zaten içten içe yadsınamaz bir hayranlık duyuyorum. Gittim, Japon Felsefesi adında bir kitap seçtim kendime. Gerçi henüz kitabın ilk bölümündeyim ama beklentimi karşıladı diyebilirim.

Kısaca bahsetmek gerekirse kitapta din akımlarından öteki dünya anlayışına, düşünürlerden insan ilişkilerine, çin'in ve Konfüçyanizmin etkilerine ve estetik algısına kadar her şey var. Daha önceki Japonca öğrenme girişimlerinden ötürü kitapta geçen japonca tabirlere aşinayım ama hiç bilmeseydim bile bir önemi olmazdı çünkü ne kadar açıklanabilirse o kadar açıklanmış. Eğer uzakdoğu felsefeleri ilginizi çekiyorsa tavsiye edebileceğim bir kitap. Ben şu ana kadar en çok hayatin geçiciliği kısmını beğendim ama kitap bittikten sonra tekrar tekrar okumayı düşünüyorum. Hatta benzeri tarzda kitap tavsiyesi alırsam benim için oldukça keyifli olacak.

Olmamış ve olmayacak şeyleri okumayi sevmiyorum. Benim okudugum şeyler gerçek olmali ve bana bir şeyler öğretmeli. Bu yönden begendigim kitaplari burada paylaşmaya devam edeceğim ama kütüphane sessizliğinde bir blogum olsun istemiyorum. Aralara serpiştiririm.

Esen kalın,
DK

28 Eylül 2014 Pazar

Book Crossing 2

Şu yazımda bookcrossing ile ilgili bilgi vermiştim. Sitenin arayüzü çok karışık olduğu için bu olaya katılmak isteyenlere ayrıntılı bir kullanım kılavuzu hazırlamak istedim. Her ne kadar gecikmeli de olsa...

1. Adım: Kitap Kaydı

www.bookcrossing.com sitesine üye olduktan sonra azad etmek istediğiniz kitaplarınızı öncelikle kaydetmeniz gerekiyor. Bunu da aşağıdaki şekilde "register book" seçeneğini seçerek yapıyorsunuz.








Daha sonra açılacak ekranı iplemeyip "skip search" butonuna tıklıyoruz.


Akabinde açılan yeni bölüme ise sırasıyla kitabın adını, yazarını, kitabın arka kapağında barkod numarasının hemen üzerinde bulunan ISBN numarasını, türünü, durumunu yazıp, okuduysak 10 üzerinden puanlayıp yorumluyoruz. Register Book butonuna tıkladığımızdaysa site bize kitap için bir BCID (book crossing kimlik nosu) veriyor.


3. Adım: Kitabı Azad Etme

Release Book kısmını seçtiğimizde açılan ekrana, kaydettiğimiz ve salıvermek istediğimiz kitabın BCID numarasını yazıyoruz.

Daha sonra açılacak olan ekranda iki seçenek olacak. Burada "wild release" dediğimiz şey, kitabı kendi kaderine terk etmek aslında. "Controlled Release" ise kitabı herhangi birine direkt olarak verdiğimizde seçmemiz gereken kısım.

 Açılan ekranda da kitabı azadedeceğimiz bölgeyi seçiyoruz.


Next butonuna tıkladıktan sonra açılacak ekranda, kitabı seçtiğimiz yere bırakacağımız saati ve zamanı giriyoruz. Burada ileri tarih verilebiliyor.


Sonrasında açılacak olan sayfada kitapla ilgili not yazıp Finish butonuna tıklıyoruz.


3. Adım: Etiket

Salacağımız kitabın iç kapağına yapıştırmamız gereken bir etiket var. Bu etiket, kitabın gezgin bir kitap olduğunu bir sonraki kişiye açıklayacak. Bunun için Store sekmesinden "Book Labels" ı seçmemiz gerekiyor.

Burada kendi etiketimizi kendimiz de yaratabiliyoruz ancak paralı. Benim gibi beleşçiyseniz açılan sayfada Free Downloadable Label Files başlığının altındaki iki linkten "Download 10 Blank Avery 2x4" Labels" olanını açıyorsunuz. Çünkü diğer linkte, BCID numaraları otomatik olarak geliyor oysa biz manuel olarak yazacağız.

Linke tıkladığımızda çıkan bu bir sayfa dolusu etiketi yazdırıp her birini ayrı ayrı kesiyoruz. İçlerinden bir tanesine, azadedeceğimiz kitabın BCID'sini yazıp kitabın iç kapağına bantlıyoruz ve artık kitabı sadece siteye girdiğimiz yerde bırakmamız yeterli. Sonra zaten gezgin kitabımız yeni insanlarla tanışmaya hazır olacak. Tabii eğer şansı varsa.